in

HarikaHarika

Evinizde Otururken Netflix’te İzleyebileceğiniz 99 Güzel Film

Tavsiye ettiğimiz Netflix filmleri.

En güzel Netflix Filmleri
En güzel Netflix Filmleri

Bir çoğunuz evinizde otururken, televizyonda eski Türk filmleri veya Hababam sınıfının 2981. tekrarı ile karşılaşıyor olabilirsiniz. Enes Batur’un filmleri de sizi pek sarmayacak ise, sizlere Netflix‘te izleyebileceğiniz 99 film önerisi yapıyoruz.

Bildiğiniz gibi Netflix, diğer tüm TV programlarından ayrıldı. Artık film çekiyor, yönetmen kiralıyor, oyuncuları seçiyor ve oscar’a aday oluyor.

Sizlerle alfabetik sırayla evinizde izlemenizi tavsiye edebileceğimiz 99 filmi paylaşıyoruz.

1. “Ali” (2001)

Ali, Amerikalı boksör Muhammed Ali’nin hayatını anlattığı 2001 yılı ABD yapımı dram filmi. Muhammed Ali‘yi Will Smith‘in oynadığı filmin yönetmenliğini Michael Mann yapıyor. Askerlik zamanı geldiğinde Vietnam Savaşı’na gitmeyip “Benim onlarla bir sorunum yok” diyen ve bu yüzden Şampiyonluk unvanına el konulan ve bokstan uzaklaştırılan Ali’nin yaşamından kesitleri anlatılıyor. Film birçok dalda ödül kazanmış olup, MTV Film Ödülleri‘nde Will Smith “En İyi Erkek Oyuncu” olarak ödül kazanmıştır.

2. “To All the Boys I’ve Loved Before” (2018)

Lara Jean, on altı yaşında olan genç bir kızdır. Her genç kızın başına geldiği gibi onun da kalbi başkaları için atmaktadır. Fakat onun ilişkileri yazdığı mektuplardan ibarettir. Lara, sevdiği her çocuk için bir mektup yazmıştır. Genç kız asla söyleyemeyeceği duygularını kimsenin okuyamayacağını bildiği için rahatça mektuba aktarır. Bu zamana kadar kimseye göndermediği beş mektubu vardır ve yazdığı mektupları odasında bir kutuda saklamaktadır. Fakat bir gün beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalır. Lara’nın gizli aşk mektupları gizemli bir şekilde sahiplerine postalanır. Lara’nın kontrolünde olan aşk hayatı bir anda rayından çıkmıştır. Sevdiği erkekler, Lara’nın kendileri hakkında artık ne düşündüğünü öğrenmiştir; üstelik hepsi de aynı anda. Peki bu mektupları kim göndermiştir?

Jenny Han’in aynı isimli romanından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Susan Johnson oturuyor. Lara Jean Covey karakterini Lana Condor’ın canlandırdığı filmin oyuncu kadrosunda ayrıca John Corbett, Noah Centineo, Janel Parrish, Israel Broussard, Andrew Bachelor gibi isimler yer alıyor. Filmin senaryosu ise Sofia Alvarez tarafından kaleme alınıyor.

3. “Amanda Knox” (2016)

O, öğrenci değişim programı ile İtalya’ya giden naif bir öğrenci mi; yoksa ev arkadaşını vahşice öldüren soğukkanlı bir psikopat mı? İki kez cinayetten hüküm giyip aklanan Amanda Knox’un hayatının konu edildiği belgeselin yönetmen koltuğunda Rod Blackhurst ve Brian McGinn oturuyor.

4. “American Factory” (2019)

Ohio’nun Dayton şehrinde bulunan General Motors fabrikasının 2008’de kapanmasıyla işini kaybeden 10binlerce insanın 3 yıl sonra aynı fabrika yerine kurulan Fuyao isimli Çin menşeili otomotiv camı üretici firmasına işe başlamasıyla ilerleyen süreçleri anlatıyor.

Çinli bir firmada çalışmak Amerikalılara çok zor gelse de ekmek parası için yapılanlara katlanıyorlar. Üretim sektörünün tüm zorluklarını iş güvenliği risklerinin ve sendikalaşmayı önlemek için yapılan türlü düzenbazlıkları görünce siz de Çinlilerin nasıl büyüdüğünü anlayacaksınız.

5. “American Honey” (2016)

Yaşadığı fakir ve zavallı hayattan bıkmış olan Star, karşısına bir anda çıkan Jack’in cazibesine kapılır. Kapı kapı dolaşıp magazin üyeliği satan bir grup evsiz gencin başındaki isimlerden olan Jack, Star‘ı da bu hayata çeker. İçinde yaşadığı koşullardan Jack’e ve bu minibüse koşan Star’ı neyle karşılaşacağını bilmediği yepyeni bir hayat beklemektedir. Yönetmen ve senarist koltuğunda Andrea Arnold yer aldığı American Honey‘nin başrollerinde Sasha Lane ve Shia LaBeouf yer alıyor.

6. “Any Given Sunday” (1999)

Tony D’Amato, bir Amerikan Futbolu takımının baş antrenörüdür. Bir gün yönettiği takımın en önemli oyuncularından biri olan Cap Rooney, maç esnasında korkunç bir biçimde sakatlanır. Rooney, hayatını adadığı spordan sonsuza dek uzak kalmak zorundadır. Rooney’nin yerine takıma dahil edilen Willie ise herkes tarafından mimlenmiş bir sorun yaratan adamdır. Bu takım, Willie’nin sallantıda olan kariyeri için son şanstır. Büyük bir ruhsal kenetlenmenin yaşanması an meselesidir.

7. “As Good As It Gets” (1997)

Melvin Udall oldukça zor bir insandır. Obsesif kompulsif ve başarılı bir yazar olan Udall, sahip olduğu korkular sebebiyle sokak kapısını dört kez kapamakta, Yahudilerden ve siyahilerden nefret etmekte ve tüm bu ayrımcı özelliklerini hiçbir şekilde gizlememektedir. Eşcinsel bir komşusu olan Simon’un da hayatını sürdürdüğü Greenwich Village’da yaşamaktadır. Bir gün Simon saldırıya uğrayıp hastaneye kaldırılır. Ona yardım etmek zorunda kalacak olan Melvin’in hayatı bir daha asla eskisi gibi olmayacaktır. Jack Nicholson ve Helen Hunt’a oyunculuk Oscar’ları kazandıran As Good As It Gets’in yönetmen koltuğunda James L. Brooks oturuyor.

8. “Austin Powers: International Man of Mystery”

Austin Powers… Günlerini moda fotoğrafçılığına ayıran bir sıradan adam, geceleri ise uluslararası bir gizli ajana dönüşen bir kanun sevdalısı… Peşinde olduğu Dr. Evil’i tam yakalamak üzereyken ellerinden kaçırmıştır. Dr. Evil da kendini saklamak üzere kendini dondurmuştur. Powers, Evil’ın dondurucudan çıkacağı günü normal yaşamında beklemek istemez. Bu nedenle kendini dondurur. 30 Yıl sonra, İngiliz Hükümeti Powers’ı dondurucudan çıkarır. Dr. Evil ve Austin Powers, tam otuz yıl sonra yeniden karşı karşıyadırlar. Ajan filmi parodisi kıvamındaki Austin Powers serisinin sevilen filmlerinden olan International Man of Mystery’nin altında yönetmen Jay Roach’ın imzası var.

9. “Bad Boys” (1995)

Mike Lowery ve Marcus Burnnet, narkotikten sorumlu olan iki polistir. Mike Lowery, orta yaş krizinin etkileri ile baş etmeye çalışırken, Marcus Burnett polis müfettişi olarak kariyerine devam eder. İkili, bu sefer bir uyuşturucu baronu olan Armando Armas’ın peşine düşer. Ancak Armando’yu yakalamak pek de kolay değildir. Aynı zamanda soğukkanlı bir katil olan Armando’nun peşine düşen ikili, kendilerini zorlu bir maceranın içinde bulur.

10. “Beasts Of No Nation” (2015)

Jane Eyre uyarlamasıyla uluslararası sinema arenasında parlayan ve True Detective diziyle de dikkatleri üzerine toplayan genç yönetmen Cary Fukunaga’nın Uzodinwa Iwala’nın aynı adlı eserinden beyazperdeye taşıdığı filmde, Afrika ülkesindeki iç savaşta savaşması için ailesinden kopartılan çocuk asker Agu’nun öyküsü anlatılıyor.

11. “Blade Runner: The Final Cut” (1982)

Çekildiği yıldan çok uzak bir tarih olan 2019 yılında, dünyanın tamamen distopik bir yaşam alanı haline geldiği bir zamanda geçen Blade Runner: The Final Cut, dış görünüş olarak insanlardan ayırt edilemeyen robotları konu alıyor. Tehlikeli ve yasadışı işlerin halledilmesi için kullanılan bu robotlar, Blade Runners isimli polisler tarafından yakalanmaktadır. Uzman bir Blade Runner olan Rick Deckard, tam da görevini bıraktığı esnada, Los Angeles’a gelen bir grup Replikantı yakalamak üzere son bir görevi kabul eder. Ancak iki milyon insanın yaşadığı bu şehirde, görünüş itibariyle insandan hiçbir farkı olmayan bu robotları teşhis etmek hiç kolay olmayacaktır.

12. “The Bling Ring” (2013)

Hollywood’a gidip ünlü bir aktris olmanın ve Beverly Hills lüksünü yaşamanın hayallerini kuran genç Nicki, bir gün ünlülerle birlikte yaşamaya ve tasarımcı elinden çıkma kıyafetler giymeye son derece kararlıdır. Bu nedenle de olduğu yerde hayal kurmak yerine, onu hedefine ulaştıracak bir şeyler yapmaya karar verir. Yakın arkadaşları Sam, Cloe, Rebecca ve Marc’ı da ikna eder ve böylece eşi benzeri görülmemiş hedefleri olan bir çete ortaya çıkar. Nicki’nin önderliğini yaptığı şöhret meraklısı ekibin amacı, öncelikle taptığı ünlülerin yakınında olmak; sonrasındaysa ünlüleri anbean takip ederek evde olmadıkları anda evlerini soymaktır. İnterneti kullanarak ünlülerin izini sürmeye ve çok geçmeden çok sayıda pahalı giysi, ayakkabı ve giysiye sahip olmaya başlarlar. Zamanla bu son derece şık ve tarz giyimli çetenin gerçekleştirdiği gizemli soygunlar, medyanın da bir hayli dikkatini çekmeye başlar.

Konusu gerçek olaylardan esinlenerek uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Sofia Coppola; başrollerinde ise Katie Chang, Israel Broussard, Emma Watson, Claire Julien ve Taissa Farmiga gibi genç isimler paylaşıyor.

13. “Blue is the Warmest Colour” (2013)

15 yaşındaki Adele’in emin olduğu iki şey vardır; o bir kızdır ve kızlar erkeklerle çıkar. Bir gün büyük meydanda Emma’nın mavi saçlarını farkediverir ve işte o an hayatının değişeceğini anlar. Kendi ergenlik sorularıyla yapayalnız, bakışlarını kendine ve başkalarının bakışlarını kendine çevirir. Emma’yla yaşadığı aşkı bir kadın olarak, bir yetişkin olarak yaşamaktadır. Fakat Adele ne kendisiyle ne ailesiyle ne de bu absürd dünyayla barış yapmayı becerememektedir. Abdellatif Kechiche tarafından yönetilen filmin başrollerini Léa Seydoux, Adèle Exarchopoulos ve Catherine Salée paylaşıyor.

14. “Blue Valentine” (2010)

Dean ve Cindy’nin evlilikleri büyük bir başarısızlığa uğramıştır. Hayatlarının bu trajik sürecinde çift, gençlik yıllarına ve birbirlerine aşık oldukları zamanları hatırlamaya çalışırlar. Film zıt kavramları karşı karşıya getiriyor. Sevgi nefrete, geçmiş günümüze, hayal gerçeğe, gençlik yaşlılığa, erkek kadına karşı geliyor.

15. “By the Sea” (2015)

1970’li yılların Fransa’sında bir sahil kasabasındayız. Evlilikleri krizde olan Roland ve karısı Vanessa, biraz değişiklik bulma umuduyla yaz dönemini yerleştikleri bir otelde geçirmek isterler. Bir yazar olan Roland, üretme sıkıntısı çekmektedir ve bu hava değişikliğine ihtiyacı vardır. Günler çifti birbirinden daha çok uzaklaştırsa da otelin yan odasına yerleşen taze evli bir çift Lea ve François, Vanessa ve Roland’ın evliliklerine olan bakışını da değiştirecektir…

60’ların ve 70’lerin Avrupa sineması ve tiyatrosundan ilham alan filmin yönetmenliğini Oscar ödüllü Angelina Jolie Pitt üstlenirken, oyuncu kadrosunda kendisine eşi Brad Pitt, Mélanie Laurent, Melvil Poupaud, Niels Arestrup ve Richard Bohringer gibi önemli isimler eşlik ediyor.

16. “The Christmas Chronicles” (2018)

The Christmas Chronicles”, gizlice Noel Baba’nın kızağına binen iki kardeşin macera dolu yolculuğunu konu ediyor. Tüm çocukların heyecanla beklediği güne az bir zaman kalmıştır. Kate ve ağabeyi Teddy’nin de en büyük hayali Noel Baba’yı görebilmektir. Kardeşler Noel Baba’yı görmenin yanı sıra onu kameraya çekmeyi de planlar. Noel arifesinde Noel Baba’nın gelişini gözetleyen Kate ve Teddy gizlice kızağa biner. Çoğu çocuğun hayalini yaşayan kardeşler oldukça heyecanlıdır. Fakat bu macera dolu yolculuk birçok soruna neden olur. Noel Baba’nın kaza yapmasına neden olan kardeşler Noel’i büyük bir tehlikeye atar. Onlar ne yapıp edip her şeyi yoluna koymalı, Noel’i kurtarmalıdır. Kate ve Tedd, Noel Baba ve sadık cinleri ile birlikte Noel’i kurtarmak için zorlu bir maceraya atılır.

17. “City of God” (2002)

Tanrıkent, şiddet dolu arka sokaklarda yaşayan iki arkadaşın hikayesini anlatıyor. Filmde kendilerine farklı yollar seçen çocukların gözünden Tanrıkent’in yokedici gelişimine tanıklık ederiz. Tanrıkent 2002’nin olay filmlerinden biri. Rio De Janerio’nun suç dolu gecekondu mahallelerinden geçen, izleyiciyi altüst eden bir film.

18. “The Craft” (1996)

Yeni bir hayata başlamak isteyen Sarah ve ailesi, bunun için ilk adım olarak yeni bir şehre taşınır. Yeni okuluna heyecanla başlayan genç kız, burada kara büyü ile ilgilenen bir grup ile tanışır. Gruba dördüncü olarak kabul edilen Sarah, diğer kızlarla birlikte ellerindeki gücü istedikleri gibi kullanmaya başlarlar. Durdurulamayan güçleri olan kızlar, hoşlandıkları erkekleri kendilerine aşık etmek gibi nice sınırsız imkana sahip olur.

19. “Crouching Tiger, Hidden Dragon” (2000)

Zamansızlığın ortasındaki bir Çin İmparatorluğu… Federal düzenin egemenliği hüküm sürmektedir. İki savaşçı, çalınan değerli bir kılıçın ve ürkütücü bir firarinin peşindedirler. Takip esnasında bir kız ile tanışırlar. Bu kız, soylu bir adamın kızıdır. İşin ilginç yanı, kızın bedeni dövüşmek için müthiş bir eğitim almıştır. Her biri, tüm hayatlarını değiştirecek kararların eşiğinde olan üç kişi, fantastik bir yolculuğa çıkarlar.

20. “Dolemite Is My Name” (2019)

“Dolemite Is My Name” 1970’lerde kaydettiği Dolemite komedi albümleri ve 1975 yapımı “Dolemite” filmi ile tanınan komedyen ve oyuncu Rudy Ray Moore’un hayatına odaklanıyor. Muhabbet tellalı ve kenar mahalle kahramanı bir karaktere hayat veren oyuncu “The Human Tornado”, “The Monkey Hu$tle” ve “Petey Wheatstraw” filmlerinde de aynı karakter olarak boy gösterdi. Sevilen komedyen 2008 yılında hayatını kaybetti.

21. “Drive” (2011)

‘Drive’; Hollywood’da dublörlük yapan ve keskin araba kullanabildiği için geceleri de soygunlara katılan bir araba sürücüsünün (Gosling) yaşamını merkeze alıyor…
Sürücünün yasa dışı hayatı, güzel komşusu Irene’nin (Mulligan) hapisteki kocasına yardım etmeyi kabul etmesiyle daha da tehlikeli bir hale bürünür. Zira bir anda kendisini Los Angeles’ın en tehlikeli adamlarının hedef listesinde bulur. Şimdi hem kendi hayatını, hem Irene ve oğlununkini kurtarmak için yapacağı tek şey en iyi bildiği şekilde sadece araba sürmektir!

22. “The Edge of Democracy” (2019)

The Edge of Democracy, Brezilya’nın sorunlu siyasi geçmişine odaklanıyor. Petra Costa’nın yönetmen koltuğunda oturduğu belgeselde, Brezilya’nın en dramatik dönemlerinden birine ışık tutuluyor. Brezila Devlet Başkanları Dilma Rousseff ve Lula da Silva dönemine de değinilen belgeselde, yönetmen kendi aile yaşamı üzerinden Brezilya siyasi ve endüstriyel tarihinin yükseliş ve düşüşlerinin etkilerini anlatıyor.

23. “End of Watch” (2012)

İki genç polis memuru olan Brian Taylor ve Mike Zavala, devriye ekibi olmanın getirdiği koşullarda aralarında sağlam bağlar geliştirmiş Los Angeles polisleridir. Fakat öldürülmek üzere birilerinin kara listesine alınmışlardır. Oysa tek yaptıkları rutin bir trafik kontrolünde az miktarda nakit para ve ateşli silahlara el koymaktır. Ama bilmedikleri nokta, bu malların çok güçlü bir yeraltı örgütüne ait olduğudur. Örgüt artık ikisinin peşindedir. Amaçları ise çok açıktır: iki poliste öldürülecektir. Artık şiddet dolu sokaklar çılgın ve amansız takip başlamıştır.

24. “The Evil Dead” (1981)

Bazı yolculuklar, her ne kadar nereye gidildiği ve beklentinin ne olduğu belli olsa da umulmadık kapılara açılabilir. Ormanda bir kulübeye doğru yola çıkan beş arkadaşın esas amaçları sadece bir haftasonunu keyifle geçirmektir. Gittikleri yerde bir teyp kaydı bulurlar. Bunu bir profesör bırakmıştır. Ardından Ölüler Kitabı’nı bulurlar. Kayıtta profesörün kendi çevirisini yaptığı, ölüleri canlandırma pasajlarını dinlerler ve dehşetli dolu bir kötülük ormanda açığa çıkar.

25. “Ex Machina” (2014)

Henüz 24 yaşındaki Caleb, sadece Silikon Vadisi’nin değil dünyanın da en önemli teknoloji şirketinde yazılım uzmanı olarak çalışmaktadır. Şirketin gizemli CEO’su Nathan ise hem şirketten hem insanlardan uzakta, özel bir dağ evinde yaşamaktadır. Caleb, düzenlenen bir yarışmada, Nathan’ın dağ evinde 1 haftalık bir ‘ödül’ kazanır. Fakat içine çekileceği deneyden habersizdir. ‘Ava’ adında güzel bir robot kızın bedeninde, dünyanın ilk gerçek yapay zekası Caleb’i beklemektedir. Yönetmenliğini ve senaristliğini Alex Garland’ın üstlendiği bilimkurgu filminin başrollerinde Oscar Isaac, Domhnall Gleeson ve Alicia Vikander yer alıyor. Yılın en merakla beklenen filmlerinden Ex Machina, “insanlık sonrası fütüristik şok filmi” ve “vizyoner bir bilimkurgu” olarak şimdiden kült filmler arasına girdi.

26. “Ferris Bueller’s Day Off” (1986)

Lise öğrencisi olan Ferris Bueller, okuldan bir günlüğüne kurtulmak istemektedir. Güzel bir bahar günü okuldan kaçan Ferris ve arkadaşı Cameron, eğlenceli bir gün geçirmeye karar verirler. Ancak onların eğlence anlayışı, fazlasıyla tehlike içermektedir. Cameron’un babasının ödüllü Ferrarisini alan ikili, Ferris’in kız arkadaşı Sloane’ı da yanlarına alarak Şikago’ya doğru yola koyulur. 17 yaşında, kaçırdıkları kırmızı Ferrari ile şehri turlayan ekip, kendilerini beklenmedik durumlar içerisinde bulur.

27. “Frances Ha” (2012)

Bir dans topluluğunda çıraklık yapan 27 yaşındaki Frances, pek de parlak bir kariyere sahip olmayan bir dansçıdır. Tam anlamıyla istikrarlı bir işe sahip olmayan Frances’in tek hayali çalıştığı bu şirketin daimi çalışanı olabilmektir. Öte yandan kendi jenerasyonundakiler gibi birçok farklı işe atılmakta ancak hiçbirinde tam anlamıyla başarılı olamamaktadır. Frances’i tam anlamıyla anlayan tek kişi ise aynı daireyi paylaştığı Sophie’dir. Ne var ki Sophie’nin hayallerindeki şehre taşınacak olması ilişkilerini sarsacak; Frances’in ‘gerçek hayat ve sorumluluklar’ gerçeğiyle tanışmasına neden olacaktır. Senenin en ilgi çekici yapımlarından biri olan Frances Ha’nın yönetmen koltuğunda son dönemin en yetenekli isimlerinden biri oturuyor. The Squid and the Whale filmiyle büyük başarı yakalayan Noah Baumbach’ı, Wes Anderson filmleri için yazdığı senaryolardan da hatırlıyoruz.

28. “Free Fire” (2016)

1978’de Boston’da iki çete, terk edilmiş bir depoda buluşur. Planlanan yasadışı silah alışverişi bir çatışmaya dönüşür. Çete üyeleri bir yandan hayatta kalmak için mücadele ederken, bir yandan da etrafındakilerin gerçekte hangi tarafta olduğunu çözmeye çalışır. Neredeyse gerçek zamanlı ve büyük kısmı tek bir mekânda geçen bu hınzır aksiyon filmi, kadrosunda Sharlto Copley, Armie Hammer, Cillian Murphy, Jack Reynor, Sam Riley, Noah Taylor, Babou Ceesay, Enzo Cilenti, Michael Smiley, Brie Larson gibi ünlü oyuncular yer alıyor. Filmin Ben Wheatley yazıp yönetti.

29. “Fyre” (2019)

Netflix yapımı, gerçek bir hikayeye dayanan bir belgesel. Olayın özeti şu, Çiftlik Bank gibi düşünün aslında temelini; adamın teki ”Escobar’ın eski adasında dünyaca ünlü modellerin ve jet sosyetenin olduğu bir festival yapacağım ve hepimiz harika zaman geçireceğiz, sizi özel jetle getirteceğim, hazine avı oyunları bile olacak” gibi ilgi çekici vaatlerle reklamını yapıyor ve bu festival özelinde inanılmaz bir merak oluşturuyor. Öyle ki, tüm biletler aylar öncesinden satılıyor.

Bunun haberini yapan VICE gibi dergilerin editörleri ve tanıtım reklamı için çağırılan ünlü mankenler bile gerçekten böyle bir etkinliğin, bahsedildiği şekilde gerçekleştirileceğine inanıyorlar (hatta onlara da sosyal medya paylaşımları karşılığında festivalin en değerli köşesinde villada ücretsiz konaklama imkanı sunuluyor). Gelin görün ki işin aslı öyle olmuyor tabii ve Battle Royale (Batoru rowaiaru) gibi, Sineklerin Tanrısı gibi bir kurguda yaşam mücadelesi vermeye başlıyor gelenler.

30. “The Gift” (2015)

Simon ve Robyn yeni evli, genç bir çifttir. Hayatları tam da planladıkları gibi giderken, Simon’ın bir lise arkadaşıyla karşılaşması tüm yaşamlarını alt üst edecektir. Simon, Gordo’yu ilk başta tanımaz ama bir dizi beklenmedik karşılaşma ve kaynağı belirsiz hediye, geçmişten gelen korkunç bir sırrı da açığa çıkartacaktır. 20 sene önce Simon ve Gordo arasında gerçekleşen olayın rahatsız edici, gerçek yüzünü öğrenince Robyn hayata dair sorgulamalara da girecektir. Senaristliği ve yönetmenliği Joel Edgerton’a ait olan fimin başrollerinde Edgerton’ın yanı sıra Jason Bateman ve Rebecca Hall de yer alıyor.

31. “Goodfellas” (1990)

Sıkı Dostlar’da, Henry Hill adında bir gangster, Jimmy Conway ve Tommy De Vito adlı iki arkadaşıyla birlikte bir soyguna kalkışır. Gözleri daha yukarda olan iki arkadaşı soyguna katılan diğerlerini öldürür ve mafya içinde yükselmeye başlarlar. Bu durum Henry’i olumsuz etkilemiştir ve bu konuda birşeyler yapması gerekmektedir. Büyük usta Martin Scorsese’nin başyapıtlarından biri olan Goodfellas, 1991 yılında 6 dalda Oscar’a aday gösterilmiş, en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Joe Pesci’ye ödül kazandırmıştı.Bu film gerçek bir hikayeden alınmıştır.

32. “Good Time” (2017)

Acemi bir soygun işine girişen Connie ve Nick bankayı soyarlar; fakat Nick yakalanır ve koşulların çok zorlu olduğu bir hapishaneye düşer. Connie kardeşini hapishaneden kurtarmak için her yolu dener ve arkadaşı Corey’in de yardımına başvurur. Kefaret parasını bulmak için gittikleri tefecide işler daha da karışır. Nick’i hapishaneden kaçırmaya karar veren Connie, kendisini zamana karşı bir kovalamacanın ortasında bulur. Ben Safdie ile Joshua Safdie’nin yönettiği filmin senaryosunu Ronald Bronstein ile Joshua Safdie kaleme aldı. Filmin oyuncu kadrosunda ise Robert Pattinson, Jennifer Jason Leigh ve Barkhad Abdi yer alıyor.

33. “The Grinch” (2018)

Who köyünden ayrılarak dağın başında, kimsenin yaklaşmaya cesaret edemediği mağarasında yaşayan Grinch’e yalnızca sadık köpeği Max eşlik etmektedir. Günlük yaşamın sukünetinden memnun olan Grinch’in kabusu ise, Noel kutlamalarına aşırı düşkün olan Who halkının yıl sonu başlayan coşkusudur. Bu yıl kutlamaların daha da coşkulu olacağının ilan edilmesi sonucu, Grinch bu coşkuyu yok etmek adına, Noel Baba kılığına girerek yılbaşını çalmaya karar verir. O sırada köyde yaşamakta olan küçük Cindy-Lou ise arkadaşlarıyla birlikte Noel gecesinde Noel Baba’yı yakalayıp, bekar annesine yaptığı yardımlar için teşekkür etme planı yapmaktadır. İkilinin Noel planları birbirlerini nasıl etkileyecektir?

34. “Groundhog Day” (1993)

Bugün Aslında Dündü, nefret ettiği bir günü tekrar tekrar yaşamak zorunda kalan bir adamın maceralarını konu ediyor. Phil Connors, ekranlardaki samimi kişiliği ve eğlenceli yüzüyle kendine has bir şöhrete sahip olan, ancak kameralardan kurtulduğu an kendini beğenmiş ve kibirli kişiliğine geri dönen bir hava durumu spikeridir. Bu huysuz adam, hiç sevmediği kırsal yaşamın hüküm sürdüğü Pensilvanya’nın kırsal kasabalarından birine, Groundhog Day etkinlikleri için gönderilir. Burada yaşanan hayat ve mütevazi insanlardan iğrense debu hayata bir günlüğüne, görevi için katlanmak zorundadır. Ancak ansızın çıkan bir kar fırtınası tüm ulaşım yollarını kapattığında Phil, talihsiz kaderiyle başbaşa kalır. Ertesi sabah uyandığında ise daha büyük bir sürpriz kapıdadır: Phil, zaman döngüsüne yakalanmıştır; nefret ettiği o günü tekrar tekrar yaşamak zorundadır! 2 Şubat tarihinin sinemaseverlerdeki yeri ayrıdır. Bu tarihi borçlu olduğumuz Grounghog Day, dahice yazılmış senaryosu ve başarılı oyunculuklarıyla son derece eğlenceli bir klasik.

35. “Harlem Nights” (1989)

Üç kuşak komedi ustalarının rol aldığı bu hikayede bir gece kulübü sahibi Sugar Ray (Richard Pryor) ve oğlu quick (Eddie Murphy) işlerini ayakta tutmak için mafya ve hatta polise karşı mücadele vermektedir. Senaryosu ve yönetmenliği Eddie murphy’ye ait olan bu film bol yıldızlı oyuncular ve aksiyon dolu bir komedi…

36. “Haywire” (2011)

Mallory Kane (Gina Carano), güzel, genç ve işinin ehl-i özel bir dedektiftir. Koruyucusu Kenneth (Ewan McGregor) hükümetin onaylamadığı ve ‘derin devletin’ tepesindekilerin bilmemezlikten geldikleri tehlikeli bir göreve Mallory’i yollar. Fakat İspanya’daki başka bir operasyon başarısızlığa uğradığında Kenneth, Mallory’i Dublin’e başka görev için yollar.

Mallory burada başka bir gizli dedektif Paul (Michael Fassbender) ile ortak çalışacaktır. Fakat bu yeni görevde bir gariplik olduğunu sezen Mallory oyuna getirildiğini anlar ve asıl macera bundan sonra başlar! Artık uluslararası bir seviyeye çıkan insan avından canlı çıkmak için bütün yeteneklerini ve kurnazlığını kullanacaktır. Yegane amacı ülkesi Amerika’ya geri dönüp ailesini korumak ve kendisine bu ihanet komplosunu düzenleyenlerden intikam almaktır.

37. “Hell or High Water” (2016)

Bankaya borçlanan ve tek varlıkları olan aile çiftliğini ipotekten kurtarmaya çalışan iki erkek kardeşin western hikâyesini anlatıyor. Parayı denkleştirmek için banka soyan Tanner ve Toby, şehirden şehre dolaşarak izlerini kaybettirmeye çalışır fakat peşlerine düşen emektar polis müfettişi o kadar kolay pes etmeyecektir.

38. “Her” (2013)

Theodore Twombly hayatını, yakın gelecekte nadir bulunan bir şeye dönüşmüş olan el yazımı mektupları yazarak kazanmaktadır. Ve bu yıllarda insanların işlerini artık bilgisayar programları yerine getirmektedir. Theodore, karısından boşandıktan sonra bir apartman dairesinde tek başına yaşamaya başlar ve bir gün karşılaştığı bir teknoloji reklamıyla birlikte hayatı değişir. Kusursuz bir yapay zeka programı sunan yeni bir işletim sistemi, onu son derece çekici bir kadın olan Samantha ile tanıştırır. Sanal bir varlık olan ve sadece bir sesten ibaret olan Samantha, Theodore’u dünya ve hayat üzerine sorduğu sorularla birlikte bambaşka bir gerçeklikle tanıştırır. Ağır bir depresyonun içerisinde olan Theodore, yavaş yavaş hayatın keyifli yanlarını fark etmeye başlarken yapay zeka programıyla arasındaki ilişki de gitgide tuhaflaşır.

39. “He’s Just Not That Into You” (2009)

Ben Affleck’in başrolde yer aldığı eğlenceli bir “pop-corn” sineması örneği olan “Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar” filmi, Marslı addedilen erkekler ile Venüslü kabul edilen kadınların karmaşık çelişkileri üzerine kurulu bir komedi. Bir telefonun başına oturmuş, daha önce sizi arayacağını söylemiş erkeğin geri aramasını mı bekliyorsunuz? Ya da kız arkadaşınızın artık sizinle niye uyumadığını anlayamıyor musunuz? Ya da belki ilişkinizde ileri adım atamıyorsunuz. Belki de sadece o kişi size göre değildir. “Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar”, birbiriyle bağlantısız, 20’li 30’lu yaşlarında Baltimore’lu bir grup insanın hikayesini gayet eğlenceli bir şekilde işliyor. Söz konusu insanlar ilişki havuzunun sığ kısmından evlilik hayatının derin ve bulanık sularına doğru ilerlerken bir yandan karşı cinsin işaretlerini okumaya, bir yandan da istisna yoktur kuralına istisna oluşturmaya çalışıyorlar. Yönetmenliğini Ken Kwapis’in gerçekleştirdiği film, kendine has büyük bir hayran kitlesi bulunan Ben Affleck’in başarılı performansıyla göz dolduruyor.

40. “Hitch” (2005)

Aşk doktoru Alex Hitchens, erkeklere flört edebilmeleri için yardımcı olarak hayatlarının kadınını bulmalarını sağlamaktadır. Sara, bir New York gazetesinde dedikodu köşe yazarı olarak çalışmaktadır. Her ikisi de karşı cinsler olarak ziyadesi ile donanımlıdırlar. Doğalarının uyumsuzluğuna rağmen Alex ile Sara bir ilişki yaşamaya başlarlar. Sara’nın en son mercek altına aldığı kişi, Alex’in müşterisi çıkınca işler karışmaya başlar. Will Smith, Eva Mendes gibi isimlerle parlayan film kaçırılmaması gereken bir romantik komedi tadında izleycisi ile buluşuyor.

41. “Hot Rod” (2007)

Üvey babasının saygısını kazanabilmesi için onun ameliyat masraflarını dandik bir motorsikletle dublör gösterileri düzenleyerek çıkarmaya çalışan Rod`un internete koyduğu bir videosunun tutulmasıyla artan umudunun onu daha büyük işler yapmaya zorlamasını konu alan keyifli bir film. Birbirinden salak karakterle ve güzel müzikleriyle eğlendirmeyi başarıyor.

42. “I Don’t Feel at Home in this World Anymore” (2017)

Depresif bir kadının sakin hayatı bir soyguna kurban gitmesiyle bir anda sarsılır. Boşluktaki kadın artık kendine yeni bir amaç edinmiştir, kendisini soyan hırsızların peşine düşecek ve onları bulacaktır. Bu arayışa tuhaf komşusu da eşlik eder. Ancak kısa bir süre sonra boylarını aşan bir durumla karşı karşıya olduklarını anlarlar. Karşılarında oldukça tehlikeli suçlular vardır.

43. “Inception” (2010)

Başlangıç, doğaüstü ve büyülü gerçekçi tonları, bilim kurgu ve fantazmatik sinema estetiği ile harmanlayan ilginç senaryosuyla, Leonardo DiCaprio’nun üst düzey performans sergilediği değişik bir film. Bu yapımda sanatçı, çok yetenekli bir hırsız olan “Dom Cobb ” ile karşımızda. Uzmanlık alanı, zihnin en karanlık ve savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu nadir insanlarda görülebilecek yeteneği, bu ender rastgelinebilecek mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği herşeye malolmuştur. Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız ?başlangıç’ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.

44. “Indiana Jones and the Raiders of the Lost Ark” (1981)

Kutsal Hazine Avcıları’nda Amerikan Hükümeti Ark of the Conenant’ı bulması için Arkeolog Dr. Indiana Jones’u görevlendirir. Ark’ta ünlü 10 Emir’in varolduğuna ve kutsal güçler olduğuna inanılmaktadır. Üstelik Hitler’in ajanları da Ark’ın peşindedirler. Jones, eski aşkı Marion’la birlikte Nepal’den Kahire’ye kadar tuzak ve tehlikeyle dolu bir maceraya atılır. George Lucas’ın 1930’lu yılların maceraperest aksiyon kahramanlarından ilham alarak yarattığı Indiana Jones karakterinin ilk filmi olan Kutsal Hazine Avcıları’ndan sonra, 1984’te Kamçılı Adam, 1989’da Son Macera, 1992 ve 1996 yıllarında Genç Indiana Jones Günlükleri ve 2008 yılında Kristal Kafatası Krallığı çekildi.

BeyazPerde.com

45. “Inglourious Basterds” (2009)

Soysuzlar Çetesi’nde, Alman kuşatması altındaki Fransa her zamankinden zor günler geçirmektedir. Savaştan hasar gören sivillerden sadece biri olan Shosanna, ailesinin canice öldürülmesine tanık olmuştur. Bir şekilde bu can pazarından kurtulmayı başaran kadın Paris’e gidip burada yeni bir kimlikle, sıfırdan hayata başlar. Öte yandan Avrupa’nın farklı bir ülkesinde kendi askerlerini Nazilere karşı örgütleyen yahudi Teğmen Raine amacına ulaşmak için çeşitli planlar kurmaktadır. Shosanna, Teğmen Raine ve Alman aktrisin yolları, Shosanna’nın işlettiği bir sinema salonunda kesişecektir. Aykırı yönetmen Quentin Tarantino’nun yazıp yönettiği, başrollerini ise Brad Pitt ve Diane Kruger’ın paylaştığı film sekiz dalda Oscar’a aday gösterilmiştir.

46. “The Interview” (2014)

İlgiyle izlenen bir talk show programı, piyasaya yeni giren yapımcıyla ve karizmatik sunucusuyla yayınlandığı televizyon kanalında başarıyla devam etmektedir. Televizyon dünyasının durmaksızın üreten fabrikası, işlerken pek çok sırrı örter ve karanlık ilişkileri gizler. Tutunmaya çalışırken bir dakikada boğazına kadar batılabilirken tuhaf olaylar da etrafında gelişmeye başlar. Yapımcı ve sunucu da şov dünyasının kendileriyle ilgili yaptığı planlardan habersizdir. Bu planların içinde Kuzey Kore’nin başındaki diktatörün suikast komplosu da yer almaktadır.

47. “The Invitation” (2015)

Will ve Eden sevgi dolu bir çiftir. Ancak onların ilişkisi, yaşanan trajedi sonucu çocuklarını kaybetmelerinin ardından Eden’ın ortadan kaybolması ile son bulur. Aradan geçen iki yılın ardından Eden, yeni bir eş ve bambaşka bir kişilikle geri döner. Geride bıraktığı her şeyle tekrar bağ kurmak isteyen genç kadın, eşi David ile evlerinde bir davet verir. Eski arkadaşların toplandığı bu davette Will ve sevgilisi de yerini alır. Davet oldukça güzel bir şekilde başlamıştır ancak bir süre sonra Will, Eden ve David’in tuhaf davranışlar sergilediğini düşünmeye başlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde garipliklerin devam etmesi, Will’in aşırı tepki vermesine neden olur. Yaşananlar Will’in paranoyaklığı mıdır yoksa gerçekten evde yolunda gitmeyen bir şeyler mi vardır?

48. “The Irishman” (2019)

The Irishman, bir mafya tetikçisi olan Frank Sheeran’ın hayatına odaklanıyor. II. Dünya Savaşı’nda görev almış eski bir asker olan Frank Sheeran, yıllar boyu Bufalino suç örgütü için çalışmıştır. Birçok ünlü isim için dolandırıcılık, tetikçilik yapan ve ‘İrlandalı’ lakabı ile anılan Sheeran, aynı zamanda işçi sendikası memurudur. Frank Sheeran’ın hayatından kesitlerin sunulduğu filmde, Amerikan tarihinin en gizemli suç olaylarından biri olan işçi lideri Jimmy Hoffa’nın ortadan kayboluşuna da değiniliyor.

49. “Jim & Andy: The Great Beyond” (2017)

Jim Carrey, 1999’da “Man on the Moon” filminde kült komedyen Andy Kaufman’ı canlandırmış ve büyük övgüler almıştı. Ancak filmin set arkası da bir o kadar etkileyiciydi. Kaufman’ın ailesi ve arkadaşlarının eksik olmadığı kalabalık film setinde Kaufman ya da onun sıklıkla kullandığı salon şarkıcısı alter ego karakteri Tony Clifton olarak dolaşan Carrey’nin role adanmışlığı ve inandırıcılığı o kadar yüksekti ki, set aralarında bile rolden çıkmıyor ve set ekibi Carrey’ye seslenirken, o gün yansıtmayı seçtiği karaktere göre “Tony” ya da “Andy” diye hitap ediyorlardı. Carrey’nin adanmışlığı 100 saatlik set görüntüleri arasından ayaklanan ve röportajlarla zenginleştirilen bu belgeselde ortaya konuyor. Carrey 18 yıl aradan sonra geriye dönüp bakarak kendi hayatı ile Kaufman arasındaki paralellikleri, Andy ve Tony karakterlerini canlandırırkenki deneyimlerini ve kariyerindeki süreci seyircilerle paylaşıyor.

50. “Kingpin” (1996)

Herhangi bir beklentiniz olmadan izlerseniz gerçekten filmden zevk alacağınıza eminim.Türkçe dublajda filmin ismi “RAPTİYE” olarak geçiyor.Oldukça eğlenceli,sıkılmadan izleyeceğiniz bir başarı-başarısızlık hikayesi diyebilirim.Filmin sonlarına doğru Bill Murray’i Tom Hanks’e benzettim nedense.Bu arada Bill Murray’e değinmişken gerçekten harika bir iş çıkardığını söylemek lazım.

51. “The Laundromat” (2019)

The Laundromat, sigorta dolandırıcılığı mağduru olan bir kadının yaşadıklarını konu ediyor. Dul bir kadın olan Ellen Martin, aldığı kötü bir haber sonrası huzurlu tatilini yarıda bırakmak zorunda kalır. Sigorta dolandırıcılığı mağduru olan Ellen, başına gelen bu olayın ardındaki gerçekleri araştırmaya karar verir. Ellen, araştırmalarını ilerlettikçe yolu Panama’daki iki ortak avukata çıkar. Finans sistemini kendi çıkarları için kullanan Jürgen Mossack ve Ramón Fonseca, zenginleri daha da zengin yapma konusunda ustadır. İki avukat, yozlaşan finans sisteminin Ellen’ın yaşadığı dolandırıcılığın ardından yatan yasa dışı olayları nasıl desteklediğini ortaya çıkarmak için zorlu bir mücadeleye girişir.

52. “The Lives of Others” (2006)

Başkalarının Hayatı, Alman sinemasının son döneminin en önemli filmlerinden biri olarak kabul görmüştür. Film iktidarın meşrutiyetini devam ettirebilmek için ülke genelinde kurduğu istihbarat servisini ve bu birim içerisinde önemli bir pozisyonda çalışan ve Bakan tarafından bir sanatçıyı takip etme görevine atanan Yüzbaşı Gerd Wiesler’in karşılaştığı oyunları konu edinir. Wiesler, gözetlediği tiyatro yazarının rejime karşı gelmediğini, şüpheli herhangi bir harekette bulunmadığını görür ve bu görevin altında başka bir amaç yattığını fark eder. Yazarın hayatına her gün daha bir fazla giren Wiesler, zamanla yazara kendisinin bile fark etmediği yardımlarda bulunur; böylece aralarında gizli bir dostluk kurulur.

53. “The Lobster” (2015)

Çok da uzak olmayan bir gelecekten ilginç bir distopya öyküsü anlatıyor bize The Lobster. Yalnız kalmış, ilişkisi olmayan insanların tutuklandığı, alternatif bir gelecekte geçen öyküde, bekar insanlar korkunç bir otele yerleştirildikten 45 gün sonra, kendileriyle eşleşen kişiyle ilişkiye başlamak zorunda kalıyorlar. Eğer ki ilişkilerinde başarıyı yakalayamazlarsa, kendilerinin seçtikleri bir hayvana dönüştürülüyorlar!

Dogtooth ile dikkatle üzerine çeken yetenekli Yunan asıllı yönetmen Yorgos Lanthimos’un kamera arkasına geçtiği film, alışılmışın oldukça dışında, ilginç bir distopya öyküsü sunuyor izleyiciye. Başrollerini Colin Farrell, Ben Whishaw, Rachel Weisz ve Lea Seydoux gibisi isimlerin paylaştığı film; distopya meraklılarının ilgisini çekecek gibi görünüyor!

54. “The Longest Yard” (1974)

Hapishane hayatı rutindir, sıradanlıklarla ve sıradışı kişiliklerle doludur. Hapishanede iyi kötü bir şekilde anlaşmayı başaran mahkumlar mahkumiyetlerinin çehresini değiştirmek adına bir şey yapmaya karar verirler. Bir Amerikan futbolu takımı kuracak, daha sonra da bu takım ile birlikte gardiyanların takımının karşısına çıkacaklardır.

55. “Marriage Story” (2019)

Marriage Story, evli bir çiftin New York’tan Los Angeles’a kadar uzanan boşanma hikayesini konu ediyor. Bir yönetmen olan Charlie ve oyuncu olan eşi Nicole, evliliklerinde sona gelen bir çiftir. Boşanmaya karar veren çift, bu süreci kolayca sona erdirmeyi düşünse de işler pek de düşündükleri gibi gitmez. Çocuklarının velayeti işin içine girince, süreç beklediklerinden daha karmaşık bir hal alr. Çiftin bu sırada hayalarına farklı şehirlerde yön vermeye çalışması, işlerin iyice kızışmasına neden olur. Carlie projelerini sürdürmek için New York’ta kalmak isterken, Nicole ise kadrosuna katıldığı televizyon dizisi için Los Angeles’ta yaşamayı planlar. Uzun zaman boyunca içlerinde gömülü kalmış kızgınlıklar da bu giderek agresifleşen boşanma sürecinde ortaya çıkmaya başlar.

56. “The Master” (2012)

Eski donanma subayı Freddie Sutton, tüm dünyayı alt üst eden II. Dünya Savaşı’nda cephede görev aldıktan sonra ülkesine döner. Fakat bundan sonra ne yapacağı, hayatını nasıl şekillendireceği konusunda kararsızdır. Tam bir boşluğa düşmek üzereyken The Cause tarikatının karizmatik lideri Lancaster Dodd ile tesadüfen tanışır ve ona tutunur. Sutton kısa bir sürede vaazlarıyla meşhur olan Dodd’un sağ kolu olur; başta neyin içine sürüklendiğini tam olarak bilmese de ilerleyen dönemlerde Master’ın önüne dahi geçecektir.

57. “Monty Python and the Holy Grail” (1975)

Monty Python and the Holy Grail’de, kral ve onun şövalyeleri, gökten gelen bir emir ile İsa’ya ait olan ama bir o kadar da kayıp olan kutsal kasenin peşine düşerler. Bu kutsal kaseyi bulmak için önlerine çıkan tüm tehlikelere göğüs germek zorundadırlar. Terry Gilliam zihninin en yüce örneklerinden biri olan ve tüm zamanların en komik ekiplerinden biri olan Monty Pyton ekibinin kutsal kaseyi arama yolculukları sinema tarihinin en komik filmlerinden biri olarak addediliyor.

58. “Moon” (2009)

Astronot Sam Bell, Lunar Industries ile üç senelik bir kontrata imza atmıştır. Sözleşmede gezegenimizi besleyen önemli enerji kaynaklarından olan Helium-3’ü keşfetmek üzere Ay’ın karanlık bir köşesine gönderilmesi yeralmaktadır. Bu meşakkatli görevde yalnızlık artık kaderi olacaktır. Görevi esnasında başına talihsiz bir kaza geliverir. Uydu bağlantısının da kopmasıyla tüm iletişimi kaybeden Sam’i zor zamanlar beklemektedir. Neyse ki Ay’da çekmek zorunda olduğu çile günlerinin sonlarına yaklaşmıştır ve evine dönüp karısına ve kızıyla özlem gidermeye ramak kalmıştır. Sonunda Sarang üssünden ayrılacak ve bir robot olan Gerty’den başka kişilerle konuşabilecektir. Tabi ki sanssızlıklar Sam’in peşini bırakmaz çünkü bu defa da sağlığından olmuştur. Sam halüsinasyonlar görmeye başlar ve hafızasını da yitirmeye, oraya nasıl geldiğini dahi unutmaya başlar. Sam o andan itibaren etrafında neler olup bittiğini anlamak için savaşmaya başlayacaktır.

59. “Moonlight” (2016)

İnsan ilişkileri ve insanın kendini keşfetmesi hakkında bir film olan Ay Işığı, genç siyahi bir adamın çocukluğundan yetişkinliğe kadar Miami’nin zor bir mahallesinde, hayatta kendine yer edinme savaşını ve büyüme hikayesini anlatıyor. Chiron’un hayatının 3 ayrı dönemini anlatan film kahramanın annesi ile ilişkisine, okul hayatına, romantik ilişkisine, iş hayatına ve uyuşturucu satıcılığı yapan Juan ile olan ilişkisine değiniyor. Onlarca ödüle ve adaylığa layık görülen filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Barry Jenkins üstleniyor. Oyuncu kadrosunda ise Mahershala Ali, Shariff Earp, Duan Sanderson Janelle Monáe ve Naomie Harris gibi isimler bulunuyor.

60. “Mudbound” (2017)

Laura McAllan, yabancı ve korkutucu bulduğu Mississippi’de kocasının sahibi olduğu bir çiftlikte çocuklarını yetiştirmeye çalışmaktadır. Ailenin sıkıntıları devam ederken savaştan dönen iki adam, çiftlikte çalışmaya başlar. Laura’nın kayınbiraderi Jamie McAllan, eşinden farklı olarak çekici ve yakışıklı bir adamdır. Jamie ile beraber savaştan dönen Ronsel bir savaş kahramanı olarak dönmüştür. Savaşın en acımasız halini gören bu iki insan, yaşadıkları bölgede ırkçılıkla mücadele için ikinci bir savaş verecektir. Hillary Jordan’ın kitabından uyarlanan filmin yönetmenliğini Dee Rees üstlenirken, oyuncu kadrosunda Garrett Hedlund, Jason Mitchell, Carey Mulligan, Jason Clarke yer alıyor.

61. “The Naked Gun: From the Files of Police Squad!” (1988)

Absürd güldürü ekolü ZAZ ın yarattığı televizyon dizisi Police Squad dan yola çıkarak yine ZAZ cılar tarafından gerçekleştirilen serinin ilk filmi, sakar dedektif Frank Drebin in izleyeni kahkaha komasına sokan serüvenlerini beyazperdeye taşıyor. Kahramanımızsa bu bölümde, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’e düzenlenecek suikastı önlemeye çalışıyor.

62. “National Treasure” (2004)

Benjamin Franklin Gates, üçüncü kuşak bir hazine avcısıdır. Hayatı boyunca, neredeyse kimsenin var olduğuna inanmadığı bir hazineyi aramıştır. Söz konusu hazine bir rivayete göre Kuzey Amerika’da bir yerlerdedir. Bu konu üzerinde derin çalışmalar yapan Benjamin, en sonunda kendisine gerekli olan hazine haritasının, Bağımsızlık Bildirgesinin, arkasında olduğunu keşfeder. Bu sırada kendisinin bir de Ian Howe adında rakibi vardır. Ondan önce o belgeyi çalarak ele geçirmek zorundadır. Bu müthiş soygun gerçekleşecekken ciddi anlamda yardıma gereksinimi söz konusudur. Filme en büyük lezzeti katan unsurlardan biri Oscarlı oyuncu Nicolas Cage’dir.

63. “The Natural” (1984)

Yıl 1923. 19 yaşındaki Hobbs, trenle Chicago’ya, bir beyzbol atıcısı olmak üzere şansını denemeye gitmektedir. Yol üzerinde tren bir karnaval yakınında durur. Hobbs, bu karnavalda karşısına çıkan küçük bir yarışmayı kabul eder. Yeteneklerini sergilerken bir spor yazarı olan Max Mercy, onun başarısını hem elindeki kağıtlara hem de zihnine kaydeder. Bu yaşına kadar kimselerin tanımadığı bu genç yetenek artık beyzbol otoritelerinin radarına girmiştir. Korkunç bir yeteneğe sahip olan bu genç kısa sürede efsanevi bir sporcu haline gelecektir.

64. “The Original Kings of Comedy” (2000)

Dört büyük Afro-Amerikan stand-up komedyeni bu filmde buluşuyor. Güleceğinize emin olabilirsiniz.

65. “The Other Side of the Wind” (2018)

Avrupa’daki yarı-sürgün hayatından Hollywood’a dönen ve yıllardır üzerinde çalıştığı geri dönüş filmi “The Other Side of the Wind”i tamamlamaya çalışan J.J “Jake” Hannaford adlı efsanevi yönetmenin hikayesini anlatır. Usta yönetmen Orson Welles’in tamamlayamadığı filmidir. Başrollerinde John Huston, Robert Random ve Peter Bogdanovich yer alıyor.

66. “Outbreak” (1995)

Bulaşıcı hastalıklar uzmanı Albay Sam Daniels (Dustin Hoffman), Zaire’de ortaya çıkan çok ciddi ve ölümcül bir virüsü araştırmakla görevlendirilir. Araştırmaları sonucunda virüsün Amerika’ya da geldiğini tespit eder. Eğer önlem alınmazsa birkaç hafta içinde bütün Amerika’yı yok edebilecek kadar tehlikeli bir virüstür bu. Virüs uzmanı olan eski eşinin (Rene Russo) de yardımıyla California’da bir kasabada başlayan virüs salgınını kontrol altına almayı başarırlar. Usta oyunculardan oluşan zengin kadrosuyla ve bu tür filmlerde başarılı bir yönetmen olan Wolfgang Petersen’in yönetimiyle gerilim dolu ve zevkli bir film.

67. “Pan’s Labyrinth” (2006)

Pan’ın Labirenti, fantastik bir dünyaya kaçan küçük bir kızın hikayesini anlatıyor. İspanya’da faşist iktidarın tüm vahşetinin gölgesinde yalnız bir kız çocuğu olan Ofelia, sadist eğilimleri olan babasının etrafındakilere yaptığı tüm eziyetleri bizzat gözlemlemektedir. Bu küçük kız çocuğunun gerçeklikten kaçabileceği tek yer kendi hayal gücüdür. Ofelia, gerçeklikte bulamadığı huzuru, hayallerinde aramaya başlayacaktır. Bu esnada vahşet ise tüm sertliğiyle Ofelia’nın çevresinde vuku bulmaya devam edecektir. Guillermo del Toro’nun gösterildiği sene Cannes’da dakikalarca ayakta alkışlanan yakın dönem başyapıtı, çocukların gözünden savaşın ne kadar sert bir fırtına olduğunu gözler önüne seriyor.

68. “Pee-Wee’s Big Holiday” (2016)

Tim Burton’un yarattığı Pee-Wee’s Big Adventure filmiyle meşhur olan, sonrasında da televizyon arenasında sıklıkla boy gösteren Paul Reubens’in karakteri bu sefer yepyeni bir macerayla izleyici karşısına çıkacak!

69. “Philadelphia” (1993)

Eşcinsel olan yetenekli avukat Andrew Beckett, çalıştığı hukuk bürosunda AIDS olduğu fark edilince işten çıkarılır. Kendisine nedeninin AIDS olduğunu açıklamamalarına rağmen Beckett, nedenin bu olduğundan emindir ve bu hukuk bürosuna dava açmaya karar verir. Başvurduğu avukatlarca bir süre reddedildikten sonra, en sonunda Joe Miller’ı tutmayı başarır.

Miller ilk başta bu davayla ilgilenmekte isteksizdir; çünkü o bir homofobiktir ve Beckett’a karşı da önyargılıdır. Fakat Beckett sayesinde zamanla önyargılarını aşmaya ve korkularını yenmeye başlar. Beckett ise hayatı, gururu ve hakları için kıyasıya bir mücadeleye girmiştir ve adalet için savaşır.

Film, müzikleriyle Oscar’ı hak etmiş, Tom Hanks’e de En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar kazandırmış etkileyici bir drama.

70. “The Pianist” (2002)

Piyanist, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir dramı konu alır. Polonya’lı ünlü piyanist Wladyslaw Szpilman’ın anılarını anlattığı aynı isimli kitaptan sinemaya uyarlanan film, Nazi işgali altındaki Polonya’da yaşamanın imkansızlaştırıldığı bir dönemde, bir şekilde esir kampına gitmekten kurtulan ünlü piyanistin Varşova’nın kenar mahallelerindeki hayatta kalma mücadelesine odaklanır. Varoşlarda tam anlamıyla sefil bir hayat süren müzisyen, diğer halkla birlikte, kıtlığa ve aşağılanmalara maruz kalsa da kahramanca mücadele edecektir. Günü gelip oradan kaçma şansı bulduğundaysa başkentin harabelerine sığınacak, beklemediği bir anda gelen bir yardımla umudunu yeniden kazanacaktır. Film, En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar alan Adrien Brody’nin de filmografisinin en güçlü işlerinden biri.

71. “The Place Beyond the Pines” (2012)

Luke çok yetenekli bir motosiklet sürücüsüdür ve dublörlük yaptığı karnaval kumpanyası ile şehir şehi gezmektedir. New York’un kuzeyindeki Schenectady bölgesine geldiğinde eski sevgilisi Romina ile yeniden karşılaşır; ve kendi yokluğundan Romina’nın onun oğlu olan Jason’ı dünyaya getirdiğini öğrenir. Luke yollarda geçen hayatını düzene sokma ve ailesiyle yeni bir yaşam kurma kararı alır. İlk iş olarak da Robin’in yanında araba tamircisi olarak çalışmaya başlar. Robin kısa sürede Luke’un yeteneklerini keşfeder ve yapılacak bir dizi banka soygunu için kendisine ortak olmasını ister. Bu teklif tek amacı karısı ve çocuğu için daha iyi bir hayat sağlamak olan Luke’u hırslı polis memuru Avery Crossile karşı karşıya getirecektir. Polis departmanının şefi olan Deluca ile mücadele eden Avery de, ailesi ve işi arasındaki hassas dengeleri korumaya çalışmaktadır. Başrollerde Ryan Gosling, Bradley Cooper ve Eva Mendes’i seyredeceğimiz filmin yönetmenliğini ise Derek Cianfrance üstleniyor.

72. “Police Academy 4: Citizens on Patrol” (1987)

Her türlü suçun bir yaşandığı Los Angeles şehrini serserilerden temizlemeye ant içmiş, cesur ama biraz sakar kahramanlarımız, aynı zamanda da polis olmayı öğrendikleri akademilerini yaşatma savaşı içindedirler. Lassard, hem suça karşı daha güçlü olmak, hem de polis akademisinin gerekliliğini ispatlamak için halkı eğitip onları da polis teşkilatının bir parçası haline getirmek gerektiğini düşünür. Bunun için deeski mezunlarını yardıma çağırır. Ama zencisi, beyazı, hippisi, delisi ile Los Angelas halkını eğitmek hiç de kolay olmayacaktır.

73. “Purple Rain” (1984)

Prince “günümüzde pop müziğin en heyecan verici yıldızı” , ilk kez bu film ile beyazperdede yer alıyor. Çok iyi eleştiriler alan bu film, Grammy ve Oskar ödüllerinde En İyi Film Müziği kategorisinde ödül aldı ve albüm satışı 13 milyona ulaştı. Ayrıca bu film müziği albümü için “1980’leri tanımlayan funk, R&B, pop, metal ve hatta psychedelic müzik türlerinin kusursuz bir birleşimi”. Başarılar dolu Minneapolis müzik sahnesinde geçen bu film, kötü babasına karşı olan nefreti ve çok güzel olan bir şarkıcı/dansçıya olan aşkı arasında kariyeri için mücadele veren bir müzisyen hakkındadır.

74. “Raging Bull” (1980)

Kızgın Boğa ortasiklet bir boksörün dizginlenemez kariyer hırsının, boksörün hayatına olan etkilerine odaklanıyor. Her zaman en iyisi olmak için kendine zarar verecek derecede korkutucu bir hırs barındıran boksör Jake La Motta, bu agresifliğini sadece ringte rakipleri üzerinde değil; ring dışındaki özel hayatına da taşıyor. Bu nedenle zamanla kariyerini kendi elleriyle un ufak ederken yakın çevresini de yavaş yavaş kaybediyor.

Bu yükseliş ve düşüş hikayesini, bizlere boksörün kendi sesinden anlatan siyah-beyaz film, usta yönetmen Martin Scorsese imzalı ve özellikle başroldeki Robert De Niro’nun muazzam oyunculuğu daha uzunca yıllar hafızalardan silinmeyecek türden. Usta aktörün bu başarılı performansıyla Akademi Ödülleri’nde Oscar’ı kucakladığını hatırlatalım.

75. “Raising Cain” (1992)

Cain (John Lithgow), babasının yaptığı deneyler için küçük çocuklara ihtiyaç duyan, çift kişilikli bir adam. Karısı, bir süre sonra Cain’deki gariplikleri farkediyor ancak çok ağır sorunları olan adamı kurtarmak için artık çok geç.. Brian De Palma’nın açıkça Hitchcock, Welles ve Michael Powell’dan izler taşıyan filmi özellikle yönetmenin hayranlarına sesleniyor.

76. “Roma” (2018)

Cleo, Meksiko’nun orta sınıf ailelerinin yaşadığı bir Roma mahallesinde bulunan bir evde hizmetçi olarak çalışan genç bir kadındır. Bir yandan ev işleri ile uğraşan Cleo, bir yandan da evdeki dört çocukla ilgilenir. O tüm zamanını hizmetlisi olduğu evde geçirse de kendisine ait bambaşka bir dünyası vardır. Genç kadın, gönlünü Fermin adındaki bir adama kaptırmıştır. Fakat bu ilişki pek de Cleo’nun düşlediği gibi sonuçlanmaz. Bu sırada evin dört çocuk annesi olan hanımı Sofia, kocasının yokluğu ile başa çıkmaya çalışır. Birbirinden farklı hayatlara sahip olsalar da benzer travmalar yaşayan Cleo ve Sofia, siyasi kargaşanın hüküm sürdüğü bir ortamda birbirlerinin en büyük destekçisi olur. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini “Büyük Umutlar”, “Harry Potter ve Azkaban Tutsağı”, “Y Tu Mama Tambien”, “Son Umut” ve “Yerçekimi” gibi başarılı filmler ile karşımıza çıkan iki Oscar ödüllü Alfonso Cuaron üstleniyor.

77. “Room” (2015)

Gizli Dünya, 5 yaşındaki oğlu ile küçük bir odaya hapsedilen annenin dramını anlatıyor. Jack ve annesi dört duvarla çevrili kutu gibi bir odada yaşamaktadırlar. Mutfak, banyo, uyku ve televizyonun aynı metrekarede hayat bulduğu bu karanlık ve kasvetli oda, Jack’in tanıdığı tek dünyadır. Televizyon ise onun en iyi arkadaşıdır. Peki ne zamana kadar? Emma Donghue’nun çok satan kitabından sinemaya uyarlanan Gizli Dünya’nın başrolünde Brie Larson yer alıyor. Gizli Dünya, kaçış için riskli bir plan yapan anne oğlun gerilimini beyazperdeye taşıyor. Çocuk oyuncu Jack’e ise Jacob Tremblay hayat veriyor.

78. “Rosemary’s Baby” (1968)

Tanınmış bir aktör olmak için çabalayan Guy ve güzeller güzeli karısı Rosemary, New York’taki yeni hayatlarına başlamak için eski bir binada mütevazi bir daire kiralarlar. Genç çiftin bu yabancı yere alışmalarındaki en büyük yardımcısı üst katlarında oturan yaşlı Castavet çifti olur. Castavet çiftinin ‘fazlaca’ misafirperver olan tavırları güzel Rosemary’i şüphelere sürüklerken kocası Guy olan bitenin farkında değildir. Günden güne tedirginleşen ve şüpheleri kocası tarafından önemsenmeyen Rosemary gördüğü tuhaf ve korkutucu bir rüyayla derinden sarsılır. Rüyasında şeytani bir varlık tarafından tecavüze uğradığını gören kadın gerçek hayatında da hamile kaldığında komşuların gizemi giderek artacaktır. Ira Levin’in kült romanından Roman Polanski tarafından sinemaya uyarlanan film korku-gerilim sinemasının en başarılı örneklerinden biri.

79. “Rounders” (1998)

Mike, hukuk fakültesi öğrencisidir. Kumar tutkunu olan yakın arkadaşı Worm un hapisten çıktığında, geçmişte verdiği sözleri unutup, yeniden poker dünyasının büyülü havasına kapıldığını görür. Bundan sonra Mike arkadaşının hatrı için tekrar poker masalarına dönmek ya da kendi hayatına devam etmek arasında büyük bir ikilem yaşamaya başlar.

80. “Scary Movie” (2000)

Bir grup genç, nereden geldiği belli olmayan bir seri katilin tehdidi altındadır. Ne yapacaklarını bilemeyen gençler, yardım isteyemeyecekleri bir ortamda kapana kısılı bir halde kalmışlardır. Son yılların en sevilen gençlik serilerinden biri olan Scary Movie, dönemin en önemli korku-gerilim yapıtlarıyla dalgasını geçiyor. Blair Witch’ten, Matrix’e, Altıncı His’ten Çığlık’a kadar genişleyen skalasında sadece güldürü amaçlı bir metin var.

81. “Screwball” (2018)

Bir steroit satıcısı, lisanssız bir yaşlanma karşıtı uzmanıyken beyzbol tarihindeki en büyük skandalın öncüsü haline gelişinin hikâyesini anlatıyor.

82. “The Secret Life of Pets 2” (2019)

2016 yılında “Her gün işe giderken evde bıraktığınız evcil hayvanlarınız, siz eve dönene kadar geçen süreç içerisinde ne yapıyor?” önermesi ile yola çıkan Evcil Hayranların Gizli Yaşamı filminin devam halkasında macera kaldığı yerden devam ediyor. Yönetmen koltuğunda ilk filmin de yönetmenlerinden olan Chris Renaud’un oturduğu filmin seslendirme kadrosunda Eric Stonestreet ve Kevin Hart’ın yanı sıra Ellie Kemper, Lake Bell, Jenny Slate, Bobby Moynihan, Hannibal Buress ve Dana Carvey gibi isimler yer.

83. “Searching for Sugar Man” (2012)

70’li yılların başlarında farkında olmadan bir müzik efsanesine dönülen Detroit’li bir yerel müzisyenin hikayesini ele alan belgesel, Sixto Rodriguez’in efsaneleşme ve ortadan kaybolma sürecini işliyor. Rodriguez, kısa süreli amatör kariyeri boyunca iki adet satmayan albüm kaydeder ve ilk albümün ardından Güney Afrika’da bir efsaneye dönüşür. İlk albümün ardından bir araya gelen iki Güney Afrikalı hayranı, bu kıtada neredeyse John Lennon’a dönüşen bu müzisyenin peşine düşerler. İşin ilginç yanı ise Rodriguez’in bu şöhretten haberi olmamasıdır. Malik Bendjelloul’un yönetmenliğini yaptığı ve Akademi Ödülleri’nde En İyi Belgesel Oscar’ını kazanan film, iki hayranın yolculuğunu ve Rodriguez ailesine ulaşmasını konu alıyor.

84. “The Shawshank Redemption” (1994)

Esaretin Bedeli, Andy ve Red isimli iki mahkumun parmaklıklar ardında kurdukları dünyanın hikayesini anlatıyor. Andy Dufresne, genç ve başarılı bir bankerdir. Karısını ve karısının sevgilisini öldürmek suçundan yargılanır ve ömür boyu hapis cezası alır. Shawsank Hapishanesi’nde dayak, işkence, tecavüz, her türlü durum yaşanmaktadır fakat Andy gene de hayata bağlı ve iyimserdir. Bu tutumu etrafındakileri de etkiler. Andy umutlu bakış açısıyla çevresindeki tüm mahkumları, parmaklıklar arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine inandırır. Andy’nin bu çabalarına ortak olacak bir arkadaşı da olacaktır: Red.Bir Stephen King uyarlaması olan filmde Morgan Freeman ve Tim Robbins başrolde. Film, 1995’te, aralarında en iyi film adaylığı da olmak üzere tam 7 dalda Oscar’a aday gösterildi.

85. “Sleeping with Other People” (2015)

Sleeping with Other People

Hem iyi huylu bir zampara, hem de üçkağıtçı bir adam hayatının aşkıyla karşılaşırsa ne olur dersiniz? Hem de bu aşkın karşılıksız bir ilişki olduğu düşünülürse? Elbette ki kendi alışkanlıklarından vazgeçecek ya da bildiği hayata devam edecek…

İlişki komedikerine yönelik işleriyle adından söz ettiren genç yönetmen Leslye Headland’in kamera arkasına geçtiği film; zampara bir adamın yola gelme sürecini ilginç bir öyküyle perdeye aktarıyor. Başrollerini; son yıllarda kanka komedilerinin gözde isimlerinden biri olan Jason Sudeikis ile Alison Brie’nin paylaştığı filmin senaryosu da Headland’e ait.

86. “Slow West” (2015)

Sakin Batı bizleri 19. yüzyıl Amerika’sındaki bir yolculuğa çıkarır. Varlıklı bir İskoç aileden gelen 17 yaşındaki Jay’ın sevdiği kadın Rose, bir kaza sonucu İskoçya’yı terk etmek zorunda kalır ve Vahşi Batı’ya doğru yola çıkar. Jay âşık olduğu kadını bulmak için yollara düşer, suçun yasallaştığı Vahşi Batı’da tek başına amacına ulaşamayacağını anlar. Gizemli yolcu Silas’ın kendisine yardım etmesine razı olur. Yolculuk boyunca karşılaştıkları çeşitli tehlikeler, kumpaslar ve şiddet Jay’a Amerika’nın masum insanları nasıl öğüttüğünü de öğretecektir. Genç oyuncu Kodi Smit-McPhee, Ben Mendelsohn, Michael Fassbender’in başrolleri paylaştığı filmin yönetmen ve senaristi, bu filmle birlikte ilk uzun metrajını çeken John Maclean. Sakin Batı, Sundance Film Festivali’nden Jüri Büyük Ödülü’yle döndü.

87. “Snowpiercer” (2013)

Bir zamanlar insanlık vardı. Belki. Bilmek zor. Yine de ‘’geçmiş daima gelecekten iyiydi’’ mottosu zihnimizde yer edinmiş. Çünkü uzun zamandır mutsuz insanlar. Çünkü birçok sorun var ortada. Bunlardan biri de hiyerarşi. Çağın hastalığı. Hummalı. Yoz. Sığ. Bazısına göre olması gereken. Yeryüzü yangın yeriyken iklim değişikliğinden muzdarip bir yeni evren, bir bilim-kurgu filmi seyirciye sunuldu. Snowpiercer, Fransız grafik roman sanatçıları Jaques Lob ve Jean- Marc Rochette tarafından 1982 yılında yaratıldı ve aynı yıl basıldı. Çizgi roman bize post- apokaliptik bir bilim- kurgu vaat ediyor. Yaklaşık otuz yıl sonra İngilizce’ye çevrilen bu yapıt Güney Koreli Bong Joo Ho tarafından beyazperdeye taşındı. Hızlı bir giriş. Radyodan bir ses. Dünyamız, diyor. Küresel Isınma. İnsanlık. Çok da uzak bir gelecek değil sanki. Post-Apokaliptik filmlerin geleceğe dair önsezgisel yorumlamaları daima…

88. “Space Jam” (1996)

Space Jam

Jordan smaçlamakta, Bugs Bunny sıkıştırmakta ve tüm Looney Tunes starları potaya zıplamakta. Animasyon ve gerçek karakterlerin içiçe geçtiği bu komik filmde, Charles Barkley ve Patrick Ewing gibi NBA yıldızlarının yeteneklerini ele geçiren kötü yaratıklarla Looney Tunes kahramanları bir basketbol maçında karşı karşıya gelirler.

Kahramanlarımız ünlü NBA oyuncusu Michael Jordan’dan yardım isterler. Dünyanın hatta evrenin bu en büyük basketbol devinin yardımıyla bakalım bu maçı alabilecekler mi? Eğlenceli, muhteşem bir macera.

89. “Spider Man: Into the Spider-Verse” (2018)

Spider Man: Into the Spider-Verse

Örümcek Adam: Örümcek Evreninde, dünyayı kurtarmaya çalışan Brooklyn’li genç Miles Morales’in hikayesini konu ediyor. Polis memuru bir baba ve kendisini işine adamış bir annenin çocuğu olan Miles, yeni okuluna uyum sağlamakta zorlanır. Anne ve babası, sadece yetenekli öğrencilerin bulunduğu bir özel okula giden oğullarının başarısını görmeyi arzulamaktadır. Ancak Miles’ın okulla pek ilgisi yoktur. O daha çok arkadaşları ve kendisini grafiti konusunda cesaretlendiren amcası Aaron ile zaman geçirmek ister. Miles, hayatındaki ufak sorunlarla boğuşurken radyoaktif bir örümcek tarafından ısırılmasıyla bambaşka bir dünyaya adım atar. O artık özel yeteneklere sahip olan bir süper kahramandır. Zehir atma, kamuflaj, nesnelere yapışabilme, çok gelişmiş duyma pek çok güç kazana Miles, gerçek bir süper kahraman olabilmek için Peter Parker, Spider-Gwen, Spider-Man Noir, Spider-Ham’dan yardım alır. Süper kahraman olmanın sorumluluklarını öğrenen Miles artık maskesini takıp kötülüğe karşı savaşmak için harekete geçmelidir.

90. “The Spectacular Now” (2013)

The Spectacular Now

Sıradan bir Amerikan banliyösünde geçen, bildik bir büyüme öyküsü gibi başlayan film, havuz partileri, araba gezintileri, popüler kız-oğlan gibi klişe sandığımız temaların içinde seyriciyi yanıltmayı başaran bir yapım. Yönetmenliğini James Ponsoldt’un üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Miles Teller, Shailene Woodley, Kyle Chandler gibi isimler yer alıyor.

91. “Spring Breakers” (2012)

Spring Breakers

Faith, Brit, Candy ve Cotty müthiş bir bahar tatili (spring break) geçirmenin hayalini kuran dört çılgın arkadaştır. Fakat sıradan genç kızlardan farkları, uçuk planlarıdır. Fakat biriktirdikleri paralar yola ancak yetince, çareyi ciddi bir soygun yapmakta bulurlar ve de başarırlar! Şimdi ellerinde tatil boyu deli gibi eğlenecekleri kadar çok paraları vardır. “Her genç” gibi bahar tatilinde partinin ve kokainin dozunu kaçırınca kendilerini kodeste bulurlar. Tam kurtulamayacaklarını düşünürken, Alien adında bir adam çıka gelir ve bu kızların kefaletini ödeyip, serbest kalmalarını sağlar. Alien, bölgenin yerel uyuşturucu ağlarını ele geçirmektedir ve uyuşturucu işinden yüklü miktarda para kazanmıştır. Brit, Candy ve Cotty bu vahşi hayata adapte olmakta pek de sorun çekmeyeceklerdir. Selena Gomez, Ashley Benson, Vanessa Hudgens, Rachel Korine ve James Franco’nun başrolleri paylaştığı bu sıra dışı ve kışkırtıcı filmin yönetmenliğini ve senaristliğini ise dördüncü uzun metrajlı işine imza atan Harmony Korine üstleniyor.

92. “The Squid and the Whale” (2005)

Başarılı bir akademisyen ve yazar olan Bernard’ın hayatı karısı Joan’ın kendindeki yazarlık yeteneğini keşfetmesi ile altüst olur. Kıskançlık krizleri yaşamaya başlayan çiftin boşanma kararı alması ise Berkman ailesinin genç fertleri Frank’le Walt’un hayatını altüst edecektir.

Joan küçük oğlunun tenis hocası ile flört etmeye başlarken, Bernard’ta 16 yaşındaki oğlunun ilgi duyduğu öğrencilerden birine göz koymuştur. Aniden alınan boşanma kararı aile bireylerinin birbirlerini tekrar değerlendirmesine yol açacaktır.

Noah Baumbach’ın kendi hayatından esinlenerek yarattığı film bizi 80’lerin Brooklyn’inde trajikomik bir aile hikayesiyle yüzleştirirken, yönetmenin kendisine de başta Sundance’den olmak üzere birçok festivalden ödül getirdi.

93. “Step Brothers” (2008)

Step Brothers

39 yaşında bir adam olmasına rağmen halen daha bir işi ve hayatı olmayan Brennan Huff, annesi Nancy ile birlikte yaşayan, deyim yerindeyse tam bir ana kuzusudur. Dale Doback ise aynı şekilde babasıyla birlikte yaşayan 40 yaşında bir adamdır. İkisinin kaderi anne ve babalarının evlenmeye karar vermesiyle birleşir. Artık aynı odayı paylaşan bu iki koca adam üvey kardeş olmuşlardır ve yaşlarına rağmen hala birer küçük çocuk gibi davranmaktadır. Birbirlerinden nefret eden ve sürekli kavgaya tutuşan bu iki kardeş, anne ve babalarının evliliklerinin çatırdamaya başlamasıyla planda değişiklik yaparlar. Ebeveynlerinin ayrılmasını istemeyen ikili onları yeniden bir araya getirmek için elele verecektir.

94. “Swiss Army Man” (2016)

Küçük ıssız bir adada tek başına olan Hank’ın evinde olmak için hala umudu vardır. Fakat bir gün kıyaya vuran bir ceset her şeyi değiştirir. Hank çok geçmeden ölümden kaçmak için son şansı olduğunun farkına varır. Silahlı yeni “arkadaş” ve tuhaf bir çanta, bu ikili ile Hank’ın hayallerindeki kadını yeniden getirmek için destansı bir maceraya atılar. Dan Kwan ve Daniel Scheinert’ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği filmin başrollerinde Mary Elizabeth Winstead, Paul Dano, Daniel Radcliffe var.

95. “The Talented Mr. Ripley” (1999)

The Talented Mr. Ripley

Tom Ripley, kendisini hayata karşı daha iyi bir yerde konumlandırabilmek adına başka birinin hayatını çalmaktan çekinmeyen yararcı bir adamdır. Bir gün Dickie isimli bir çocuğu Amerika’ya geri döndürmek adına zengin bir adam tarafından İtalya’ya gönderilir. Sevgilisiyle beraber her şeyden habersiz huzurlu bir hayat sürmeye çabalayan Dickie, az sonra atılacağı maceradan da tamamen bihaberdir.

96. “There Will Be Blood” (2007)

Kan Dökülecek’te, Daniel Plainview, 1900’lü yılların başlarında ıssız bir bölgede, petrol arama çalışmalarını sürdüren bir şirketin sahibidir. Daha fazlasına sahip olmak isteyen bu hırslı adamın hayattaki tek varlığı küçük oğludur. Petrol buldukları bu bölgeyi yörenin yerlilerinin izniyle arama iznini satın alan adam hırsın götürdüklerine tanık olacak, diğer yandan ise kasabanın gencecik rahibinin yaşantısındaki hırs faktörü de Daniel’da olduğu gibi, sahip olduğu yegane şeyi mahvedecektir. Genç yönetmenler kuşağının en yetenekli isimlerinden biri olan, genç yaşında ‘Magnolia’, ‘Boogie Nights’ ve ‘Punch Drunk Love’ gibi kült filmlere imza atan Paul Thomas Anderson’ın en ses getiren filmi olan iki Oscar ödüllü Kan Dökülecek, 2000’li yılların en büyük sinema olaylarından biriydi.

97. “Train to Busan” (2016)

Sok-woo, yoğun iş temposundan dolayı sürekli kızını ihmal etmektedir. Doğum gününde kızının ısrarlarına dayanamayan Sok -woo, onu eski eşinin yanına götürmek için gönülsüzce Seul’den kalkıp Busan’a gidecek olan trene biner. Tren kalkmak üzereyken, Güney Kore’yi etkisi altına alan yıkıcı bir zombi virüsünden etkilenen bir kadın, virüsü trendekilere yaymaya başlar. Virüsün bulaştığı herkes, birer birer zombiye dönüşür. Sebebi belirlenemeyen virüs, tüm ülkeye yayılırken, hızla Busan’a yol alan trende de Sok-woo, kızı ve daha birçok yolcu amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişir.

98. “Under the Skin” (2013)

İnsan formunda Dünya’ya gönderilmiş bir uzaylı olan Isserley, İskoçya’da yol kenarında otostop çeken insanları toplayıp yemeye hazır hale getiriyor…

99. “What Lies Beneath” (2000)

Norman Spencer bir işinde başarılı doktordur. Karısı ise güzeller güzeli bir bayandır. Dr. Norman Spencer karısını başka birisi için beklenmedik bir şekilde aldatır. Her şey oldukça yolunda giderken, aşk dolu bir ilişki bu virajı kabul edemeyecek kadar hassastır. Norman Spencer, işlediği günahın ağırlığı altında yoğun bir şekilde ezilecektir.

BeyazPerde.com

Sen ne düşünüyorsun?

Takiye.com tarafından yazıldı.

Cemal Enginyurt, Genel Başkan’ını Karıştırdı

Tunç Soyer - Mansur Yavaş - Ekrem İmamoğlu

Süleyman Soylu: ‘Belediyeler, Valilikten İzin Almadan Kampanya Düzenleyemez’