3.3 C
İstanbul
Cumartesi, Ocak 28, 2023
Ukrayna Savaşı

Son Yazılar

Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları, Osmanlıca Sözlük

Osmanlıca kelimeler günümüz Türkçesi içinde de kullanılmaktadır, sizlerle en sık kullanılan sözcükler ve anlamları hakkında yazı hazırladım.

Osmanlıca kelimeler günlük hayatımızda halen kullanılmaktadır. Özellikle Arapça ve Farsça dillerinden günümüze kadar ulaşmış bu sözcükleri özellikle hukuk dilinde çok sık görmekteyiz. Divan edebiyatında bu Osmanlıca kelimeler karşımıza çıkmakta, bazılarının anlamını bilsek de bir çoğunu Osmanlıca sözlük kullanarak anlayabilmekteyiz.

osmanlı kelimeler

Takiye.com ziyaretçileri için Osmanlıca kelimeler ile ilgili bir yazı hazırlamak istedim. Sizlerinde eklemek istedikleri olursa, yorumlar bölümünde paylaşabileceğinizi hatırlatmak isterim.

Osmanlıca kelimeler ve anlamları ile ilgili örnek cümleler

osmanlıca kelimeler

Takiye : Gerçek inanç veya düşüncesini söylemeyip gizli tutma.

Bunlarda (İsmâîlîler’de) takiye esas olduğundan şartlara göre gerçek inançlarını gizleyerek diğer müslümanlarla kaynaşırlar, görüş ve davranış bakımından onlara uyarlar (Rûhi Fığlalı).

osmanlıca kelimeler

İmtiyaz : Farklılık, ayrıcalık.

Onun için de Bâise Hanım, ağabeyisinin konağının imtiyazlı ziyâretçileri arasında bulunur (Sâmiha Ayverdi).

osmanlıca kelimeler

İşkal : Güçleştirme,zorlaştırma, çetinleştirme,müşkilleştirme

Hikmet-i eflâk ile uğraşma Eflâtûn isen / Bunca demdir def’-i işkâl olmamış olmaz yine (Leskofçalı Gālib).

şahika : doruk

O günlerde, hatta onun şiddetinin şahikasını ifade eden “Yediği nane macununa bak,” sözünü bile sarfetmiyordu.

aksülamel : Tepki, reaksiyon

Hassasiyeti etrafta hiçbir aksülamel uyandırmazdı.

mefhum : kavram , mazi : geçmiş , akıbet : sonuç

Onlar dahi kudret mefhumunu yanlış anladıkları müddetçe şekil ve isimleri ne olursa olsun, çöküp gitmeye mahkûmdur. Maziden ders almayanların akibeti budur…

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler

müteessir : üzülmüş, üzgün

Babam müteessir oldu, beni okşamaya gönlümü almaya çalıştı.

insiyak : içgüdü

Garip olarak on beş yaşındaki bir kızda nadir olan dinî insiyak bende çok kuvvetli idi.

Osmanlıca kelimeler içinde sıklıkla kullandıklarımız da var, bunlardan biri de tasvip etmek fiilidir.

tasvip : onama , uygun bulma

Zavallı Ali Şamil Paşa bu kavgayı tasvip etmemişti.

zillet : aşağılanma

Eve girerken herhangi bir insanın küçük ve kötü bir hareketten sonra duyabileceyi zilleti tattım.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler

içtimai : toplumsal

Osmanlı devrinin sisteme bağlı içtimaî yardım hissine uyarak, o mahallenin birkaç fakir çocuğu da mektebe verilir, masrafları görülürdü.

osmanlıca kelimeler

müstehzi : alaycı (istihza : gizli ve kinayeli biçimde alay)

Gözleri büyük, mahzun, biraz müstehzi idi.

osmanlıca kelimeler

muzdarip : ızdırap ve acı çeken

O günlerde her küçük kıza bir halayık şakası yaparlar, her küçük kız da bundan mustarip olurdu.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler – garabet

garabet : gariplik, tuhaflık

Uçları âdeta karmakarışık renkli olan bu saçların garabeti herkesi güldürüyor, ondan sonra da bu sıkılık kafamı ağrıtıyordu.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler

iltica : sığınma

Soralım mı?” deyince koşarak babamın bürosuna iltica ettim.

osmanlıca kelimeler

muvaffakiyet : başarı

İftar pek de muvaffakiyetli olmadı.

yeis : umutsuzluktan doğan karamsarlık, üzüntü

Deniz kenarına gidememiş olmam, içimde bir yeis uyandırdı.

itiyat : alışkanlık , tenkit : eleştiri

O günlerde Haminne ile konuşurken borçlanma itiyatlarını tenkit ederdim.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler

iptidai : ilkel , mübalağa : abartı

O kadar iptidaî ve mübalâğalı bir hassasiyetle dolu idi ki.

saik : sebep

Bunun saiki belki kendisinin yabancı kaldığı bir âlem yaratmaktı.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler

tevarüs : Kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme.

İkisinden de birçok şeyler tevarüs etmişimdir.

tezahürat : belirti

Hislerinin maddî tezahüratı yoktu, biz de dahil, hiç kimseyi okşayıp, öptüğünü görmedim. Bunun tek istisnası oldu. O da ölüm döşeğinde.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler

ihtiras : aşırı güçlü istek, tutku

Her halde Haminne’yi büyük bir ihtirasla sevmiş ve hâlâ sevdiğine şüphe yoktu.

mütemadiyen : sürekli, ara vermeden

Havva Hanım da mütemadiyen lâfa karışıyordu.

intikal : geçiş

Galip’e sanatının tohumu belki de Kemal dayısından intikal etmiştir.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler – itidal ne demek

itidal : ölçülülük , soğukkanlılık

Bilhassa Türk kadını, kafa ve kalbindeki itidal ve cemiyete karşı muhabbetle dolu olduğu bir zamanın hasretini çekiyordu.

amil : etken, sebep

Bu iradeli kadının kocasının evinden çekilmesi bu yıkımın başlıca âmili olmuştu.

muhayyel : Hayal gücüyle yaratılan, Hayal edilen.

Kiria Eleni devrinden hafızamda kalmış olan, her halde tamamen muhayyel Aleksi adlı bir arkadaşım daha vardı.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler – fazilet ne demek

fazilet : erdem

Şayeste’nin bence başka bir fazileti de fazla zeki olmaması idi.

mukadderat : yazgı

Galiba mukadderatımıza hâkim olan kudretin, biz zavallıların zaaflarına gülen bir tarafları vardır.

zail : ortadan kalkan

Herkesten başkalık ve ayrılık zail oluyor, ben de bu kalabalığın parçası oluveriyordum.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler – umum ne demek

umum : tüm, kamu iştirak : ortaklık (müşterek : ortak)

Bu günlerde artık, hayatta umumun iştirak ettiği maddî hakikatleri de seziyorum.

cüda : çok sevilen bir şeyden ayrı kalmak (Farsça)

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

müphem : belirsiz , galebe : yengi , muğlak : anlaşılması güç

En müphem, fakat bütün zaman için galebesi en zor, en fazla mücadele edilen bir his vardır.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler – meşakkat ne demek

meşakkat : güçlük

Derin çizgileri, bu kadının başkaları uğrunda, başkaları namına katlandığı meşakkat ve ıstırabın markaları idi.

tazip : sıkıntıya sokma, üzme

Onu tazip eden şey kendi yaşında ve kendi sınıfına mensup çocukların kıyafetlerinin bambaşka olması idi.

tecessüs : görme, anlama merakı , mütalaa : ayrıntılı düşünme ile oluşan görüş ve yorum

Bir zaman sonra evi dolduran üvey annenin akrabası, kardeşleri çocuğa tecessüs ile bakıyor, mütalaa yürütüyorlardı.

menfur : iğrenç , mahluk : yaratık (mahlukat : yaratıklar)

Hepsi büyük erkekler gibi giyinirler, gürültücü ve menfur mahlûklardır.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler – müfrit ne demek

müfrit : aşırı (ifrat : ölçüyü aşma)

Haminne’ nin ölçüsüz israfı, şahsî keyfin değil, müfrit cömertliği yüzündendir.

peyda : belli, açık (Farsça) hasıl : ortaya çıkan görünen

Bu hastalık sona erip de küçük kız evde dolaşmaya başladıktan sonra, hayat sahnesinde bir başka varlık peyda olmuştur. Bu defa evde bir de Saraylı Hanım hâsıl olmuştu.

mütenasip : orantılı

Boyuyla hiç de mütenasip olmayan ince sesiyle, “Küçük niinee,” diye çağırır.

istidat : yetenek

Tohum hâlindeki resim yapmak istidadı bu ailenin ikinci neslinden olan tanınmış bir ressamda kendini göstermiştir.

rikkat : naziklik

Büyükbaba bir yandan kaskatı ellerinden umulmayacak bir yumuşaklık, bir rikkatle küçük kızın saçlarını okşuyordu.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler – reva ne demek

reva : uygun, yakışır , tedhiş : yıldırı

Rasim Dadı’nın çocuğa reva gördüğü tedhiş ve işkenceler arasında bir tanesi vardır ki onu hatırlayamaz.

sakil : çirkin

Küçük kızın Rasim Dadı dediği, çiçek bozuğu, sakil ve ters bir kadın da vardır.

hülasa : özetle, kısaca

Hulâsa, bu kadın, bu renk ve güzel koku arasında sadece bir notadan ibarettir.

muvazi : paralel

Bu ev, Ihlamur’a giden uzun caddeye inen, birbirine muvazi dik yokuşlardan birinin hemen hemen tepesindedir.

muntazam : düzenli , ahenk : uyum (Farsça) , mütekabil : karşılıklı , teshir : ele geçirme

Udînin hareketi ile dinleyenlerin inleyişleri o kadar muntazam bir âhenk içinde geçiyordu ki dinlediğim şarkılardan fazla, bu mısra sonu mütekabil hayranlık beni teshir etti.

levazım : gerekli olan şeyler, araç ve gereçler

Fakat ertesi sabah, hareketimizden evvel, levazımın başında olan Kaymakam Kemal Bey beni görmeye geldi.

muhtelif : çeşitli , müteşekkil : oluşmuş

Vaktiyle Cizvitler tarafından yapılmış olan, geniş bir bahçe içinde, muhtelif sağlam taş binalardan müteşekkil bir kolej imiş.

memba : kaynak

Bütün varlığını memba ve yaratıcısı olan Allah çölde insana ne yakın geliyor.

müşahede : gözlem

Korku ve cesaret, adamına göre, daha doğrusu mizaca göre çok değişken bir şey olduğunu bana yıllarca süren psikolojik müşahede öğretti.

vakfetmek ne demek
osmanlıca kelimeler – vakfetmek ne demek

vakfetmek : adamak

Hayatını bütün hastalara vakfetmiş, bütün insaniyeti içine almış güzel bir kalbi vardı.

istinat : dayanma

Cemal Paşa, tahsil meselesini, dinî olmaktan ziyade liberal ve Garb esaslarına istinat ettirmek istiyordu.

beyaban : çöl (Farsça) sahra : çöl (Arapça)

Acaba gelip alacaklar mı? Yoksa, bu beyâbâna ölsün, gitsin diye mi bırakmışlardı?

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler – bariz ne demek

bariz : belirgin , tenevvü : farklılık

Aralarında hayale sığmayacak derecede bariz bir tenevvü vardır.

muvazene : denge

1916’da aklî bir muvazenesizlik geçiriyordu.

riyazet : nefsin isteklerini kırma

Sadeliği, riyazeti, biraz mistik ve içine dalmış gibi görünen tavrı insanı biraz düşündürürdü.

osmanlıca kelimeler – müteyakkız ne demek

müteyakkız : uyanık, tetikte

En küçük harekete karşı müteyakkız görünüyorlar, elleri taş almak için yere uzanıyordu.

tahakkuk ne demek

tahakkuk : gerçekleşme

Yeni Turan hiç şüphesiz bir ütopya idi ve ütopyalar gibi tahakkuk ettirilmesi mümkün olmayan gayeleri vardı.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler ve anlamları – tevekkeli ne demek

tevekkeli : boşuna

Tevekkeli iki bin yıl evvel dünyaya örnek olan yüksek felsefe, fikir ve sanat mahsullerini vermemişti.

ilhak : katma, bağlama

Esasen Avusturya, Bosna ve Hersek’i ilhak ederek mirasa konmak salgınına başlamış bulunuyordu.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler ve anlamları – nedamet ne demek

nedamet : pişmanlık

Onu bazan üzmüş olmamı düşünerek içimde acı bir nedamet hissi uyanmıştı.

elzem : çok gerekli

Vatanı için elzem telâkki ettiği herhangi meselede en büyük eziyet ve fedakârlığa katlanırdı.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler ve anlamları – telakki ne demek

telakki : kabul etme

Kendi şanlarıyla mütenasip olmayan bu oyunu yarı şaka telakki ediyorlardı.

mahiyet : öz, esas

Eserin mevzuunu da unutmuş ve elimde bir kopyası olmadığı için onun üstünde dönen kavganın mahiyetini de pek hatırlayamıyorum.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler ve anlamları – müsavat ne demek

müsavat : eşitlik, denklik

Kendisi de bütün gün kadın erkek müsavatını âdeta bir papaz gibi büyük mitinglerde vaaz eder dururdu.

intiba : izlenim

Parlamentoyu ziyaretim de bende derin bir intiba bıraktı.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler ve anlamları – takim ne demek

takim : verimsizleştirme

Hepimizin kafasını, ihtilâlleri takim eden tedhiş ve kıtal haberleri tazip ediyordu.

kıtal : vuruşma , birbirini öldürme

Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp.

osmanlıca kelimeler
osmanlıca kelimeler ve anlamları – ihtilaf ne demek

ihtilaf : ayrılık , uyuşmazlık

İzmir’den gönderilen askerî kuvvet dahi ihtilâf saflarına geçince vaziyet çok ciddîleşmişti.

temayül : bir tarafa eğilme, meyletme

İçimde kapalı kalmış olan fikrî temayüller önlerinde yeni ve geniş sahalar bulabildiler.

osmanlıca kelimeler

lalettayin : eskimiş, sıradan

Geriye kalan üç dört yolcuya gelince bunlar lalettayin ve renksiz insanlardı.

Tevellüt : Doğum; doğma, doğum tarihi

Kadirşinas : Değerbilir, İyilikbilir.

bilhassa : özellikle

metanet : dayanıklılık

müsamaha : hoşgörü

tefsir : yorumlama

mütefekkir : düşünür

taassup : bağnazlık

mukavemet : dayanma, karşı koyma

sergüzeşt : macera

tekerrür : tekrarlanma

inkişaf : gelişme , gelişim

serzeniş : yakınma

içtima : toplantı

intibak : uyum

veçhe : yön

mihnet : sıkıntı

vakar : ağırbaşlılık

vecize : özdeyiş

ihsan : iyilik etme

icabet : bir çağrıya gitme

istitrat : sırası gelmişken söylenen söz

mülaki : kavuşan

müşfik : sevecen

teferruat : ayrıntı

efkar : düşünce, fikir

mamafih : bununla birlikte

teşci etmek : cesaretlendirmek , yüreklendirmek

vasıl olmak : ulaşmak, varmak

salahiyet : yetki

mugayir : aykırı

tumturaklı : Anlama bir şey katmayan, bir anlam bildirmeyen ancak kulağa hoş gelen

vuzuh : açıklık , aydınlık

inkisârı hayâl : hayal kırıklığı

riyaziye : matematik

zümre : topluluk

taltif : ödüllendirme

güzide : seçkin

hilkat : yaradılış , fıtrat

mahir : becerikli , yetenekli

feragat : hakkından kendi isteğiyle vazgeçme

tetkik : inceleme , araştırma

Osmanlıca kelimeler ile ilgili yazımı umarım beğendiniz, yorumlarınızı aşağıda benimle paylaşmanızı bekliyorum.


Takiye.com’u twitter ve google haberler üzerinden abone olarak takip edebilirsiniz.

Faydalı Bilgiler kategorimizdeki diğer yazılarımız da ilginizi çekebilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Latest Posts

-REKLAM-

Bunları Kaçırmayın!

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.